Episodes

  • İsimsiz bir imparatorluğun sınır kasabasını yöneten ve artık emekliliği için gün sayan bir hakimin hayatı, Sivil Savunma güçlerinin kasabaya gelmesiyle değişir. İmparatorluk çölde yaşayan göçebelerin, yani Barbarlar’ın ayaklanacağını düşünmektedir. Gelen albay tehlikenin boyutlarını öğrenmek için tutuklamalara, işkencelere başlayınca kasabada ve hakimde huzursuzluk artar. 2003 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi J. M. Coetzee’nin filme de çekilen önemli eseri Barbarları Beklerken böyle başlıyor işte. Güney Afrika doğumlu yazarın ömrü boyunca insan hakları savunucusu olduğu düşünülürse, Deniz Yüce Başarır’ın romandan okuduğu bölümler ve konuk yazar Yavuz Ekinci ile sohbetinden dinleyenlerin aklında yaşadığımız dünya ile ilgili nasıl sorular kalacağını şimdiden tahmin edebilirsiniz belki de. Günahkar dünyamıza dair bir roman ve bir söyleşi bekliyor sizi bu kez Ben Okurum’da.

  • Ben Okurum’un bu bölümünde şiir var. Hem de Türkçe’nin en büyük şairlerinden birinin Behçet Necatigil’in şiirleri var. Hayatı boyunca hiçbir edebi akıma katılmamış, edebiyat öğretmenliği yaptığı okulu, ailesi, odası ve sınırlı sayıda dostuyla geçirdiği ömrünü şiire vakfetmiş, denemeleri, çevirileri ve radyo oyunlarıyla da her zaman edebiyata hizmet etmiş olan bu büyük ustayı anmanın tam da zamanı. Deniz Yüce Başarır, şiire çok ihtiyacımız olduğunu düşünerek Necatigil’i bir başka büyük şairle, Hilmi Yavuz’la konuşuyor. Sohbet derin ve tatlı. Bol bol da şiir var aralarda. O zaman buyrun Ben Okurum’un Behçet Necatigil’den Şiirler’e.

  • Bilimkurgu edebiyatının en sevilen örneklerinden biri olan Fahrenheit 451, aynı zamanda yazarı Ray Bradbury’nin de en önemli eseri. İtfaiyecilerin yangınları söndürmekle değil, kitapları yakmakla görevli oldukları bir dönemde geçen romanı aslında kitaplara yazılmış bir aşk hikayesi olarak da tanımlamak mümkün. Deniz Yüce Başarır, Ben Okurum’un yeni bölümünde bu distopyayı ve yazarını öykü ve romanlarında fantastik ögelere bolca yer veren bir başka yazarla, Doğu Yücel’le konuşuyor. Başarır’ın bilimkurgu romanı olmanın yanı sıra, şiirsel bir dile de sahip olan Fahrenheit 451’den seslendirdiği bölümler de tam kitapseverlerin kulağına layık. Sansürün kol gezdiği, kültür endüstrisinin insanların beynini uyuşturduğu, kimsenin birbiriyle sıcak bir ilişki kuramadığı, kitap okumak isteyen üç beş kişinin de cezalandırıldığı bu romanla ilgili Ben Okurum bölümünü dinlemek ve Fahrenheit 451’i okumak için belki de en uygun zamandır şu pandemi günleri.

  • Ben Okurum bu kez, şair, yazar, şarkıcı, dansçı, aktivist, gazeteci, oyuncu Maya Angelou’nun 7 kitaplık otobiyografi serisinin ilk kitabı olan Kafesteki Kuş Neden Şakır Bilirim’le geliyor kulaklarınıza. Angelou’nun 3 yaşından 17 yaşına kadar olan hayatını anlattığı kitap, ırkçılık, aşağılanma, yok sayılma, taciz, tecavüz da dahil olmak üzere şiddetin her türünü barındırıyor aslında. Ama tüm bu yaşananlardan güçlü bir kişilik olarak sıyrılmayı başarmış anlatıcı ve baş kahramanı ve sıcak anlatımı sayesinde aynı zamanda okuruna umut ve direnç de aşılıyor. Kadına ve çocuklara yönelik şiddetin hayatımıza egemen olduğu bir dönemde, kesinlikle dinlenmesi gereken bir ben okurum bölümü bu. Çünkü Deniz Yüce Başarır’ın konuğu psikolog Nilüfer Devecigil. Bir edebiyat eserinden yola çıkıp, güncel sorunlara değinerek psikolojiyi öne alan sohbete, elbette her zaman olduğu gibi kitaptan güzel bölümler de eşlik ediyor.

  • 1974 yılında 40 yaşındayken aramızdan ayrılan, hayattayken hiçbir kitabı tekrar baskı yapmayan ama özellikle 90’lı yıllardan başlayarak Türkiye’nin en çok okunan yazarları arasına giren Türk Edebiyatı’nın en önemli isimlerinden biri Oğuz Atay var Ben Okurum’un bu bölümünde. Ve tabii onun roman sanatının boyutlarını genişleten kült romanı Tutunamayanlar. Arkadaşı Selim Işık’ın intiharının ardından arkadaşının neden kendini öldürdüğü, neden tutunamadığı sorusunun peşinden uzun bir yolculuğa çıkan Turgut Özben, onu tanıyan birçok kişiye ulaşacak, onunla ilgili bir sürü yeni bilgi edinecek ama yine de gerçek resmi tamamlayamayacaktır. Ve bu arada kendini de sorgulamaya başlar Turgut. Bu yolculuk biraz da onun kayboluşu ya da kendini buluşudur. Deniz Yüce Başarır, kurgu ve dilde büyük deneyler yapan, okurunu özgürlüğe çağıran, bu önemli romanı Türkiye’nin en sevilen yazarlarından biriyle, Hakan Günday ile konuşuyor. Ne de olsa, Günday’ın Az adlı romanı da Atay’a adanmış değil mi? Elbette, romandan çok güzel bölümler de yine Başarır tarafından seslendiriliyor. Dolu dolu bir sohbete ve bölüme hazır mısınız?

  • Ben Okurum’un bu bölümünde 200 yılı aşkın süredir romantik hayatımızı etkileyen bir yazar var: Jane Austen. Filmlere, dizilere, başka edebiyat eserlerine ve birçok popüler malzemeye konu olan eserleriyle başta İngilizlerin ama sonra tüm dünyanın vazgeçemediği, milyonlarca okurun kalbinde ayrı bir yeri olan Austen’ın, belki de en sevilen romanı Gurur ve Önyargı ile eğlenceli bir bölüm bekliyor ben okurum sevenleri. Jane Austen’ın romanlarında kullandığı mizahi dil Deniz Yüce Başarır’a da sirayet ediyor sanki. Ve tabii gazeteci, yazar, çevirmen konuğu Aslı Perker’e de. Fakir kız zengin oğlan ikileminin anneannesi Austen’a sadece bu sınırlar içinde değil, daha geniş bir açıdan bakmak, onun kadın algısıyla ilgili başkaldırısını daha derinden hissetmek ve kendinizi onun sözcüklerine bırakmak için buyrun yeni ben okurum bölümüne…!

  • Deniz Yüce Başarır, hayatta eğer bir kitap okuyacaksanız, bunu okuyun dediği kitabı, Narziss ve Goldmund’u masaya yatırıyor bu kez. Alman-İsviçreli yazar Hermann Hesse’nin en sevilen yapıtlarından biri olan Narziss ve Goldmund, birbirine hiç benzemeyen iki gencin dostluğu üzerine kurulu. Goldmund küçük yaşında manastıra bırakılmış, kendini düşünce ve dine adamaya niyetli olduğu halde aslında cüretkar, maceracı, özgür ruhlu biridir. Narziss ise manastırda bir öğretmen adayı. Ve o Goldmund’u tanıdıkça manastır hayatının ona göre olmadığını, onun ruhunda başka rüzgarlar estiğini fark eder ve arkadaşını bu yönde cesaretlendirir. Biri gidecek, diğeri kalacak ama dostlukları uzaktan da olsa hep sürecektir. Bir varoluş hikayesi olarak da okunabilecek romanı, Başarır Türkiye’nin önemli editörlerinden Sevengül Sönmez ile konuşuyor. Romandan güzel bölümler, kitapla ve yazarla ilgili aydınlatıcı bilgilerin yanısıra iki yayıncının sohbeti olarak da dinleyebileceğiniz bu ben okurum bölümünü kaçırmayın.

  • Ben Okurum’un bu bölümünde belki de dünyanın en güzel isimli kitaplarından biri geliyor kulaklarınıza: Yalnız Bir Avcıdır Yürek. Carson McCullers’ın henüz 23 yaşındayken yayımladığı bu ilk romanı, 30’lı yılların Amerikası’nda, Güney Eyaletlerinden birinde, sağır dilsiz bir adamın çevresinde toplanan bir grup insanın hikayesini aktarıyor bize. Irkçılığın, yoksulluğun, yalnızlığın kol gezdiği bu kasvetli sokaklarda insana dair öyle çok şey anlatmış ki McCullers, bu modern klasik ben okurum sevenleri mest edecek. Yazarın hayat hikayesi ise başka bir roman konusu adeta. Deniz Yüce Başarır elbette her zamanki gibi çok güzel paragraflar seslendiriyor ve dinleyicileri, romanı en az onun kadar seven konuğu yazar Irmak Zileli ile derin bir sohbetin içine çekiyor

  • Dünya tiyatro tarihinin en önemli piyes yazarlarından ve aynı zamanda modern öykünün öncülerinden biri olan Anton Çehov arz-ı endam ediyor bu kez Ben Okurum’da. 1896 yılında ilk sahnelenişinden bu yana dünya üzerindeki birçok önemli tiyatro topluluğunun repertuarında yer alan Martı, bölümün esas kızı. Ama elbette söz konusu Çehov olunca, yazarın diğer önemli tiyatro eserleri Vanya Dayı, Vişne Bahçesi ve Üç Kız Kardeş’den ve öykülerinden de söz etmeden duramıyor Deniz Yüce Başarır ve konuğu tiyatro oyuncusu Akasya Asıltürkmen. Repliklerin havada uçuştuğu, sahne tozunun kulis tozuna karıştığı, bir yazarın, edebiyat ve tiyatro tarihinin izinde bir yolculuğa hazır mısınız?

  • Ben Okurum’un bu bölümünde insanı daha adıyla çarpan bir roman var: Mutsuzluk Zamanlarında Mutluluk. İkinci Dünya Savaşı sonrası Almanyası’nın en önemli yazarlarından biri olarak kabul edilen Wilhelm Genazino’nun eserinin kahramanı Gerhard ile birlikte Frankfurt sokaklarında gezinirken, hayatı ve mutluluğu sorgulayacak, Başarır’ın seslendirdiği bölümlerdeki titiz ve güçlü saptamalarına katılmadan edemeyeceksiniz. Bölüm konuğu ise yine bir yazar: romanları ve öyküleriyle edebiyatseverlerin yakından tanıdığı Hakan Bıçakcı.

  • Ben Okurum yaz tatilinin ardından kitapseverlerin kulaklıklarına geri dönüyor. Hem de dünya edebiyat tarihinin en önemli, en tanınmış eserlerinden biriyle: Suç ve Ceza.Deniz Yüce Başarır, Fyodor Mihayloviç Dostoyevski’nin bu ölümsüz eserini Türkiye’nin en çok okunan yazarlarından biriyle, Zülfü Livaneli ile konuşuyor. Romanın kendi kadar ünlü kahramanı Raskolnikov’un ruhundaki karmaşaya tanık olmak, 19. yüzyıl Rus edebiyatının derinliklerine dalmak, Dostoyevski’nin çalkantılı hayatı hakkında bilgi edinmek için bu keyifli sohbeti kaçırmayın! Suç ve Ceza’nın en can alıcı bölümlerinden bazılarını Başarır’ın sesinden dinleme fırsatı da cabası.

  • Ben Okurum’un bu bölümünde çocuk edebiyatının klasikleşmiş eserlerinden biri var: Momo. Tüm dünya çocuklarının ve gençlerinin çok sevdiği bir roman kahramanı aynı zamanda Momo. Yazarı Michael Ende’nin de dediği gibi her yaştan okura hitap ediyor üstelik. Sadece dinleyerek insanlara ilham veren, hayattan zevk almalarını, kendilerine güvenmelerini sağlayan Momo’nun, insanların zamanlarını çalmak için çeşitli dalavereler yapan Duman Adamlar’la giriştiği mücadele gerçekten de 9’dan 99’a kadar her yaştan okur için zaman kavramı ve hayat üzerine bir kez daha düşünme fırsatı sunuyor. Deniz Yüce Başarır tam 43 dile çevrilmiş romanı çocuk kitapları yayıncısı ve yazarı Zeynep Sevde ile konuşuyor. Elbette her zaman olduğu gibi kitaptan alıntılar da onlara eşlik ediyor.

  • Amerika Birleşik Devletleri’nde George Flyod isimli siyahi vatandaşın bir polis memuru tarafından öldürülmesinin ardından başlayan olaylar, tüm dünyanın gündeminde ve ortalık durulmak bilmiyor. Deniz Yüce Başarır da Ben Okurum’da bu kez edebiyat aracılığıyla ırkçılığın, ayrımcılığın geçmişine bir göz atmak için yola çıkıyor. Yeraltı Demiryolu ve Nickel Çocukları adlı son iki romanıyla iki kez Pulitzer Edebiyat Ödülü’nün sahibi olan Colson Whitehead, 19. yüzyılda bir plantasyondan kaçmayı başaran köle kız Cora’nın hikayesini anlattığı başyapıtıyla bölümün odağına yerleşiyor. O dönemde Amerika’nın Kuzey eyaletlerinde yaşayan ve kölelik sisteminin bitmesi gerektiğini inanan insanların Güney’deki kölelere yardım elini uzatmak için kurdukları gizli bir örgütün adından yola çıkan Yeraltı Demiryolu sohbetin konusu. Başarır’a bu bölümde her iki kitabın da çevirmeni olan Begüm Kovulmaz eşlik ediyor. Ve Ben Okurum’da hep olduğu Başarır’ın seslendirdiği bölümler de dinleyenleri yazarın dünyasına davet ediyor.

  • Rus edebiyatının yaşadığı dönemde gölgede kalmış ama özellikle Babalar ve Oğullar adlı romanıyla bir temel taşı olmayı başarmış önemli ismi İvan Sergeyeviç Turgenyev’in İlk Aşk adlı otobiyografik özellikler taşıyan novellası var Ben Okurum’un bu bölümünde. Yazar Yektan Kopan ile Deniz Yüce Başarır hem Turgenyev’i, hem bu novellayı hem de onun başyapıtı olarak kabul edilen Babalar ve Oğullar’ı yatırıyorlar masaya. Tabii bu sohbette 19. yüzyıl edebiyatı hatırı sayılır bir yer kaplıyor. İlk Aşk’ın o tekinsiz beklentilerinin bedeninizi sarmasına, başınızda yeniden kavak yelleri esmesine hazırsanız, kitaptan bölümlerle perçinlenen bu edebiyat keyfini kaçırmayın…

  • Ben Okurum’un yeni bölümünde Deniz Yüce Başarır konuğu ve eski dostu Can Kozanoğlu ileİngiliz yazar Jeanette Winterson’ın Tutku adlı romanına odaklanıyor. Masalsı dili, tarihi olayları ve kişilikleri, sıradan insanların hayatlarıyla birleştiren ilgi çekici kurgusuyla Tutku, edebiyatseverler için tadına doyulmaz bir haz sunuyor. Gazeteci, televizyoncu, sosyolog ve yazar Kozanoğlu ‘Winterson okurken kolay kolay yüzeye çıkamazsınız’ diyor sohbetin bir yerinde. Bu cümle, Ben Okurum’un sadık dinleyicilerine hem sohbetle hem romanla hem de Winterson’la ilgili çok şey söylüyordur eminiz. Başarır’ın romandan seçtiği ve seslendirdiği bölümler de bu edebiyat keyfini tamalıyor her zamanki gibi.

  • Refik Halid Karay ‘ın 1938’den ölümüne kadar çeşitli dergi ve gazetelerde yazdığı ve kitaplaşmamış metinlerinden oluşan Memleket Yazıları serisinden bir kitapla, Mutfak Zevkinin Son Günleri ile devam ediyor Ben Okurum. Dinleyiciler bu kez Deniz Yüce Başarır ile birlikte çarşı pazara çıkıyor, sebze meyveleri seyrediyor, gösterişli konaklarda ağırlanıp, dört başı mamur sofralara kuruluyor. Üstelik bu olağanüstü lezzet yolculuğunda ünlü gurme ve seyahat yazarı Mehmet Yaşin de onlara eşlik ediyor. Karay gibi engin bir kültüre, keskin bir zekaya sahip, Türkçe’nin tüm inceliklerine hakim bir kalemi daha yakından tanımak isteyen yeme-içme meraklıları, yani şikemperverler için, bulunmaz bir fırsat bu.

  • Ben Okurum’un bu bölümünde Rus edebiyatının en önemli isimlerinden biri, Mihail Bulgakov ve onun ölümünden ancak çeyrek asır sonra yayımlanabilen romanı Usta ve Margarita var. Romanın kahkaha ile gerilim, özgürlük ile esaret arasında gidip gelen karnaval coşkusundaki dünyasına girmek için bir ilk adım olarak da düşünebilirsiniz bu bölümü. Deniz Yüce Başarır, fanteziyle gerçekleri biraraya getiren eserin büyük hayranı oyuncu Merve Engin ile sıcak bir sohbet gerçekleştiriyor ve sanatlar arasında küçük bir yolculuğa çıkarıyor dinleyenleri. Kitaptan okuduğu neşeli ve gerçeküstü bölümler de sohbetin tuzu biberi.

  • Irvin Yalom, varoluşcu psikoterapinin yaşayan en önemli temsilcilerinden biri. Ben Okurum’un bu bölümünün konusu da, Nietzsche Ağladığında ve Divan gibi romanlarıyla da dünya çapında bir şöhrete sahip olan psikiyatrın, seanslarına katılan on hastasının terapi hikayelerini içeren kitabı Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi Öyküleri. Deniz Yüce Başarır’ın konuğu de bir psikoterapist: Gülcan Özer. Dolayısıyla konu psikolojinin, varoluş sancılarımızın çevresinde dolaşıyor, terapi odasından geçiyor, ölümün kaçınılmazlığına, yalnızlığımıza, özgürlük ve anlam arayışımıza gelip dayanıyor. 2020 yazı için gerekli gücü bulabileceğimiz bir söyleşi, güçlü kalemiyle hastalarıyla sınırla kalmayıp, birçok kişinin ruhuna dokunan bir terapist ve onun ilgi çekici kitabından bölümler dinleyenleri bekliyor.

  • Bu kez Ben Okurum’un konusu, büyülü gerçekçilik akımının tüm dünyada tanınmasını sağlayan Nobel ödüllü yazar Gabriel Garcia Marquez’in sinemaya da uyarlanan, çok sevilen romanı Kolera Günlerinde Aşk. 1800’lü yılların sonunda başlayıp, 1900’lü yılların ilk yarısına kadar süren bir aşkın hikayesini anlatan roman, masalsı havası, zengin tasvirleri ve özellikle de renkli karakterleriyle podcasti bir edebiyat şölenine çeviriyor yine. Üstelik Deniz Yüce Başarır’ın konuğu romanlarında büyülü rüzgarlar estirmeyi seven bir yazar: İsmail Güzelsoy. Güzelsoy’un Marquez tutkusu ve coşkusu dinleyenleri de heyecanlandıracak, Başarır’ın romandan okuduğu bölümler de kitapseverlerin burnuna Karayipler’in acıbadem kokusunu getirecek.

  • Deniz Yüce Başarır, bu kez ülkemizde de çok sevilen Norveçli yazar Per Petterson’un bol ödüllü romanı At Çalmaya Gidiyoruz’u ele alıyor. Hem bir baba-oğul hikayesini anlatan hem de zaman zaman 2. Dünya Savaşı yıllarına uzanan romanda doğa da büyük rol oynuyor. Ben Okurum’un bu bölümünde Başarır’ın sohbet arkadaşı ise yazar Müge İplikçi. Tabii her zaman olduğu gibi kitaptan alıntılar da dinleyicileri romanın dünyasına çağırıyor.